Salgın Hastalıklar

Salgın hastalıklar önlem alınmazsa geniş çaplı insani krizlere yol açabilir

Geçen son birkaç on yılda insanoğlunun daha önce hiç tanık olmadığı HIV, Ebola, kolera gerilmeleri, Batı Nil virüsü, SARS, Lyme ve Zika gibi salgın hastalıklar ortaya çıkmıştır. Salgın hastalıklar hem insani krizler yaratacak etkilere sahiptir hem de insani krizlerin bir sonucu olarak ortaya çıkabilmektedir. Salgın hastalıklarla insani krizler çoğu zaman iç içe geçen mefhumlardır ve biri diğerini tetiklemektedir.
 
İnsani krizlere sebep olarak salgın hastalıklar, birçok krizin birleşerek var olan olumsuz durumu daha da şiddetlendirmesidir. Her salgın hastalık vakası, devletleri ve toplumları güçsüzleştirmekte, bir sonraki kriz dalgasına karşı daha da zayıf düşürmektedir. Bu dinamik, salgınların sağlık haricinde sorunlar oluşturmasının da nedenidir. Bundan dolayı salgınlar, sağlık problemleri dışında ekonomik, insani, siyasi ve güvenliğe ilişkin etkiler doğurabilmektedir. Salgın hastalıkların sonuçları genel sağlık durumu bakımından domino etkisi oluşturmaktadır. Salgın hastalık söz konusu olduğunda bu durumdan er ya da geç ekonomi de olumsuz etkilenecektir.
 
Ayrıca, salgın hastalık durumunda insanlar hem kendi sağlıkları için hem de iş imkânı ve devamlı gıda erişimi gibi daha geniş çerçevedeki ihtiyaçları için endişelenmeye başlarlar. Ekonomik belirsizlik sebebiyle iş imkânları daraldığında -sistematik bir bakış açısıyla denilebilir ki- salgının etkileri bir çağlayan gibi sağlıktan ekonomiye, oradan sosyal hayata, grupların hayatta kalma, gıda ve güvenlik konularındaki problemlerine doğru basamak basamak katlanarak artar.
 
 
Salgın zamanı şehir yönetimleri de sorun oluşturmaya yatkındır. Özellikle büyük şehirlerdeki kenar mahallelerde kayıt dışı ekonominin bozulması, sorunların artmasına yol açar. Öyle ki bu durum, kıt imkânları paylaşmak istemeyen yerel çeteler arası silahlı çatışmalara hatta bu çetelerin yönetimde fiilen söz sahibi olmasına dahi sebep olabilir.
 
Artan belirsizlik ve güvensizlik ortamı ile maddi imkânsızlıklar insanları daha güvenli bölgelere göç etmeye zorlamaktadır. Bu sosyolojik durum, salgın hastalık zamanlarında başka daha büyük sorunlara sebep olabilmektedir. Bu sorunlarla ancak kısıtlama ve karantinaya alma yöntemleriyle baş edilebilmektedir. Böyle zamanlarda genel gidişat etkin bir şekilde yönetilemezse bu durum geniş çaplı bir insani krize yol açabilmektedir.
 
Salgın hastalıkların yıkıcı etkileri bilinmesine rağmen birçok İslam ülkesi olası salgınlara karşı hazırlıklı değildir. 2008 Dünya Bankası Küresel Gelişme Raporu’na göre, dünyanın ancak %40’ı salgınlara karşı hazırlıklı durumdadır ve bunların çoğu gelişmiş, yüksek gelirli ülkelerdir. Salgınların gelecekte artarak ortaya çıkması beklenmektedir. Bu duruma sebep olan etkenlerden biri de artan şehirleşme ve insanların çok kalabalık ortamlarda yaşamasıdır. 

Paylaş: