Çocuk İstismarı ve Cinayetine Karşı Toplumsal Bakışımız ve Çözüm Önerileri

Son günlerde kamuoyunda gündeme gelen ve toplum vicdanını derinden yaralayan, çocuklara yönelik suçlarda ve istismarlarda yaşanan artış nedeniyle 5 ayrı STK ile “Çocuk İstismarı ve Cinayetine Karşı Toplumsal Bakışımız ve Çözüm Önerileri”mizi kamuoyu ile paylaştık.

 

Dünyada ve Türkiye'de medyada daha sık duymaya başladığımız çocuk istismarı ve çocuk suçlarına dair haberler sorunun ciddi bir boyuta ulaştığını gösteriyor. Yaşanan bu süreç konu ile ilgili hızlı ve daha etkili tedbirler alınması gerekliliğini ortaya koyuyor. Yaşanan bu süreç vicdanları derinden yaralıyor ve toplumsal bir tepkiye dönüşüyor. Yetim Vakfı öncülüğünde bir araya gelen İHH İnsani Yardım Vakfı, Uluslararası Doktorlar Derneği (AID), Uluslararası Mülteci Hakları Derneği ve Uluslararası Sosyal Hizmet Platformu’nun ortaklaşa çalışması sonucunda ortaya çıkan “Çocuk İstismarı ve Cinayetine Karşı Toplumsal Bakışımız ve Çözüm Önerileri” kamuoyu ile paylaşıldı. 

 

Çocuk istismarı ve bu istismara yönelik tedbirler 

 

Ortak açıklamayı Yetim Vakfı Başkan Vekili Hüsamettin Orhan yaptı. Konuşmasına hayatını kaybeden çocuklarınımızın acılı ailelerine ve milletimize sabırlar dileyerek başlayan Hüsamettin Orhan, biran önce önleyici tedbirler alınması gerektiğinin altını çizdi. 

 

Söz konusu tablo nedeniyle Orhan, “Son dönemlerde dünyada ve ülkemizde yaşanan hadiselerden hareketle, çocuklarımızın ciddi bir risk altında olduğu aşikârdır. Çocuklar içerisinde ise sahip oldukları özel durumlar nedeniyle yetim yavrularımız söz konusu riske daha da açıktır. Bahsi geçen bu tehlikeyi bertaraf etmek ve milletimizi derinden yaralayan bu elim hadiselerin bir daha yaşanmaması adına yukarıda zikredilen öneriler konusunda başta STK’lar olmak üzere, basın ve medya kuruluşlarını, devletimizin ilgili organlarını ve tüm toplumu ivedilikle harekete geçmeye çağırıyoruz” dedi. Orhan, çözüm önerilerini şöyle sıraladı:

 

1-Devlet tarafından icra edilebilecek hususlar:

 

-Toplumun tüm kesimlerinin psikososyal risk haritasının çıkartılması zorunluluk arz etmektedir. Bu tahliller neticesinde koruyucu ve önleyici sosyal hizmet yöntemlerinin devreye alınması gerekmektedir.

-Her ailenin bir aile hekimi olduğu gibi bir sosyal hizmet uzmanının olması ayrıca okul, hastane vb. yerlerde sosyal hizmet uzmanı istihdam eden sosyal hizmet birimlerinin oluşturulması

-Devletin; yasaların düzenlenmesi ve uygulanmasında sivil toplum kuruluşlarının görüşünü alması, Adalet Bakanlığı nezdinde girişimlerde bulunmak suretiyle “Cezaların Caydırıcılığı” prensibi çerçevesinde bu tür suçlarla mücadelede dünyada etkin çözüm alınan emsal uygulamaların incelenmesi ve toplumsal doku dikkate alınarak yasal düzenlemelerin yapılması

-Değerler ve mahremiyet eğitiminin yaygın ve etkin bir şekilde uygulanması

-Topluma yönelik farkındalık ve bilinçlendirme çalışmalarının yapılması

-Çocukların yoğun olarak bulunduğu alanlarda güvenlik tedbirlerinin artırılması ve bu alanların kamera sistemleri ile donatılması

 

2-Ailelerin dikkat edeceği hususlar:

 

-Ailelerin; çocuklarını bilinçli bir gözle izlemesi ve olası bir mağduriyet şüphesinde vakit kaybetmeksizin ilgili kurum ve kuruluşlarla irtibata geçmesi

-Ev dışındaki yaşam alanlarında gerekli güvenlik önlemleri sağlanmadan çocukların aileler tarafından yalnız bırakılmaması

 

3-Basın ve medyanın dikkat edeceği hususlar: 

 

-Değerler erozyonunun durdurulması amacıyla, medya kuruluşlarının olayları haberler ve çeşitli diğer programlar vasıtasıyla toplumda duyarsızlık oluşturacak ve hassasiyeti yok edecek ölçüde kontrolsüz paylaşımının hızla önüne geçilmesi

-Sosyal medyada duyarlılık adına yapılan bireysel paylaşımlar, zamanla söz konusu olayları kanıksamaya toplumu götürmekte, bundan dolayı gerçek tepkiler azalmakta ve yerini sanal tepkiler almaktadır. Ayrıca, paylaşılanların mahremiyeti göz ardı edilerek, başta ailenin ve akabinde toplumun vicdanı zedelenmektedir. Bu bağlamda sosyal medya kullanımı ve etkileri konusunda toplumu bilinçlendirmeye yönelik faaliyetler yapılması

-Sosyal medya aracılığıyla çocuk istismarı vb. olaylara yönelik kanaatlerin, din, dil, ırk, ideoloji, kültür ve benzeri hususlar gözetmeksizin objektif değerlendirilmesi

-üm iletişim mecralarında istismara uğrayan çocuğun ve failin resimlerinin yan yana getirilmemesine özen gösterilmesi

 

4-STK’ların dikkat edeceği hususlar: 

 

-Farkındalık ve bilinçlendirme çalışmalarında aktif rol alması

-Toplum vicdanını temsilen daha hızlı tepki vermesi

-Adaletin tecellisi ve alınması gereken tedbirlerin yakinen takipçisi olması

 

“Olaylar yaşanmadan önce”

 

Daha sonra sözü alan Uluslararası Mülteci Hakları Derneği Temsilcisi Neslihan Önder ise STK’kların ellerini taşın altına koymaları gerektiğini ve hatta gerekirse taşı kaldırmaları gerektiğini söyledi. Önder, olaylar yaşandıktan sonra adil bir yargılama talep etmektense olaylar yaşanmadan önleyici tedbirler alınması gerektiğini ifade etti. 

 

“Tıp fakülteleri ve hastanelere yük düşüyor”

 

“Tıp fakülteleri ve hastanelere yük düşüyor” diyerek sözlerine başlayan AID Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Hasan Koçoğlu da şunları söyledi:

 

“Çocuk istismarı sadece cinsel istismardan ibaret değil. Özellikle anne ve babalardan çocuklara yönelik olarak bir şiddetin var olduğunu hepimiz biliyoruz. Burada konuştuğumuz mesele ahlak meselesidir. Daha doğrusu ahlaksızlık meselesidir. Toplumumuzda var olan ahlak bozukluğunun yaşamın her alanında kendini yansıttığını görüyoruz. Sorunun hepimiz farkındayız ve tedbirler almak zorundayız. Ben sağlık konusuna dikkat çekerken şunu söylemek istiyorum: Bir defa tıp fakültelerinde bu konunun okutulması lazım. Özellikle pedofili meselesinin gündeme alınması gerekiyor üniversitelerimizde. Bir de hastanelerimizde ilgili birimler açılabilir. Bu olaylar yaşanmadan aileler bu birimlere kanalize edilir ve bazı ipuçları sayesinde bu olaylar önlenebilir.”  

 

“Ateş düştüğü yeri yakıyor”

 

Uluslararası Sosyal Hizmet Platformu Temsilcisi Fatih Kılıçarslan’ın açıklamaları şu şekilde: 

 

“Ateş düştüğü yeri yakıyor. O ailelerin acısını anlamamız mümkün değil. Hayatta olan çocuklarımızın en azından daha güzel bir geleceğe kavuşmaları için bir nebze olsun bir şeyler yapabilir, bir bilinçlendirme oluşturabiliriz diye burada bir araya geldik. Sorunların çözümü noktasında bir işbirliğine gidebilmek için, çözümün bir parçası olmak için buradayız. Ülkemiz ciddi bir dönüşüm içerisinde. Bundan dolayı da yeniliklere alışamıyoruz. Birçok sorunun nedeni de burada aslında. Yeni sorunlarımıza yeni çözümler üretmek zorundayız. Bu noktada profesyonel ekiplerin kurulması ciddi önem taşıyor.” 

 

“Bu çocuklar hepimizin çocukları”

 

Son açıklamayı İHH Yönetim Kurulu Üyesi Reşat Başer yaptı. Başer, şöyle konuştu:

 

“Ne Eylül kızımız, ne de Leyla kızımız bu olayın ilk kurbanları değil. Ne yazık ki son kurbanları da olmayacaklar muhtemelen. Biz İHH olarak 15 bin 500 yetim çocuğumuz himaye etmeye çalışıyoruz. Lakin bu alanda çok daha etkili ve büyük organizasyonların yapılması gerektiğini düşünüyoruz. Şunu unutmamak gerekir ki bu çocuklar hepimizin çocukları. Her ne kadar kendi aileleri bize göre daha çok etkilense de toplumda oluşan travma ciddi yaralar açıyor. Bunu önlemek için hepimize görevler düşüyor.”

 

Açıklamaların ardından basın açıklaması sona erdi.

Paylaş: